trenfrde

“Yazık ki ne yazık dostlar geçip giden zamana

Karanlıktan aydınlığa bir yol alınmaz oldu

Madem her şey insan için, her şey insandan yana

Hani hak, hukuk, adalet, nerede bulunmaz oldu

 

Ezen ezilen sınıflar karışmış birbirine

Riyakar olanlar geçmiş aklıselim yerine

Önün sonun görmeyenler gider körü koruna

Ehli irfan olmayınca karar kılınmaz oldu

 

Asalet kişide yoksa soydan boydan ne gelir

Arifler, gerçek erenler bunu hep böyle bilir

Der, Dertli Divani canlı cansız tüm kainat bir

Varlık aleminde varız neden bilinmez oldu”

 

Dertli Divani’nin dizeleri ile başladık yıla. Son albümü Hakisar’da yer alıyor bu türkü. Hani cuk oturduğundan gündeme “yeri geldi de söyledik” türünden bir giriş bizim ki.

Üstelik karar almışız; yeni yılda kavga ile ruhlarını, hırsızlıkla bedenlerini besleyenlerin tahriklerine kapılmadan, ne varsa insane dair öyküler derleyeceğiz yeniden.

Asıl adı Veli Aykut olan Dertli Divani(Dede) deyince de, her biri mıh gibi, insan yüreğine işleyen sözleri geliyor ki aklıma, yazmasam olmaz şimdi.

Diyor ki Dertli Divani:

“Cahiller kendini aklar,

Kamiller kendini yoklar…”

 

İnsana bir ayna gibi kendini gösteren bu sözler “ben ne yaptım” sorusunu, ne kadar az sorduğumuzu kendimize hatırlatıyor.

Okumayan, bilmeyen, kulaktan dolma öğrenen, nereye gideceğini bilmeden “ağız dolusu söven” bir toplum olduysak eğer, hepimiz kendi payımızı sorgulamalıyız bu gidişte.

Susarsan, görmezsen, duymazsan sana kimse dokunmaz diye büyütülen ama maymundan beter olduğunu, anca kendine dokunduğunda yılan farkedenler ülkesinde bazen yılgınlığa düşüyor insan.

 

Ne kadar gerisine düştüğümüzü çağın Avrupa Birliği ya da ABD söyleyince farkedenlere niye yazıp, niye çiziyoruz diye düşündüğümde, haklı bir taraf da bulmuyor değilim kendime.

 

İnsanın yolunu yolda karşılaştıkları değil, yol arkadaşı saydıkları belirliyor. Hayatı boyunca sürgünlerde yaşamış dimdik duran bir baba, öğretmen gibi öğretmenler (mesela öğrencisi olmatan onur duyduğum edebiyat öğretmenim Şair Ahmet Telli ,Binali Seferoğlu gibi felsefe öğretmenleri), yükseköğrenim Siyasal Bilgiler Fakültesi idolleri Prof.Dr. Mümtaz Soysal, Prof. Dr. Alaaddin Şenel, Prof.Dr. Sina Akşin, Prof.Dr. İlber Ortaylı, gazetecilikte izlediğin ilk MEB Bakanı Avni Akyol, adaylık teklifinden onur duyduğum Bülent Ecevit gibi başbakanlar…

Başka türlü davransam ihanet etmiş olurdum kendime. Bu kumaştan hırsızlığa, yolsuzluğa karşı, insan haklarına saygılı bir elbise çıkar.

Hani diyordu ya Ahmet Kaya; “dağlarında zülüm var, düşemem yar peşine…”

Tayfun TALİPOĞLU (Yurt Gazetesi)

Direk Bağlantı

Sosyal Medya